Derin Devlet Yapılarının Demokrasi İllüzyonu ve Ulus Anlayışı

ulus
Paylaş
 

DÜNYADAKİ DERİN DEVLETLERİN HİZMET YAPISI

 

Bilindiği üzere Batıdaki tüm emperyalist ülkelerin birer DERİN DEVLET yapısı mevcuttur. Bu yapı temelde istihbarat örgütleri, istihbarat ve gizli örgüt yapılanmalarına dayanmaktadır. Bu Derin Devletin gizli bir anayasası ve gizli teorileri, ulusal ve global hedefleri vardır. Hangi hükümet gelirse gelsin bu ülkelerde hazırlanmış olan 50 – 100 yıllık planları değiştiremez, sadece icraatının uygulanma sistemini biraz yavaşlatıp, hızlandırabilir. Gelen bir hükümet ise temel rejimi, gizli anayasayı kesinlikle değiştirip çiğneyemez. Değiştirmeyi teklif dahi edemez, ettiği anda oto kontrol mekanizmaları devreye girer ve bu hükümeti bertaraf eder. Yani Derin Devlet geleneği olan ülkelerde istihbarat örgütleri ve Derin Devlet Başbakana veya seçilen hükümete bağlı değildir. Aksine seçilen hükümet önüne konulan, yıllardır planlanmakta olan projeleri yapmak zorundadır. Demokrasi ve seçimler ise halkı kandırmak ve uyutmak için kurulmuş bir panayır tiyatrosunun bir parçasıdır; halk Romalılar zamanındaki sirk oyuncularına benzer bir biçimde top, pop, böcek, çiçek, seks, uyuşturucu, alkol, nikotin, prozac, kokain, psikiyatrik ilaçlar ile uyutulurken bir yandan da yöneticilerini seçiyormuş özgürlüğünü tadıp, beyinlerinde bir “demokrasi illüzyonu” yaşarlar. Gerçek demokrasi bugün ne Avrupa ülkelerinde, ne Amerika da, ne de Asya’da mevcuttur. Eski totaliter rejimlerin transformasyona uğramış, yumuşatılmış biçimleri tüm ülkelerde stratejileri ve politikalarını şekiller.

 

Örneğin, ABD’de Cumhuriyetçi Parti veya Demokrat Parti’den gelenlerin hepsi birbirinin aynıdır ve ABD Derin Devlet  yapılarından birisi olan CFR üyesidirler. ABD’deki seçim sistemini incelediğiniz zaman var olan elektronik seçme ve senatör olma ya da başkanı seçme sistemine tamamen parası olan dev kapitallerin girebileceğini; halktan birisinin bu sistemin içinde zaten var olamayacağını görürsünüz. Amerika’da ulusalcı bir yapı da yoktur. Amerikan Derin Devletinin ulusalcı olduğundan pek bahsedilemez, çünkü ABD’de bir ULUS-DEVLET’ten ziyade ŞİRKET-DEVLET vardır ve ABD Derin Devleti tarafından Devletin ve halkın ulusal güvenliği değil, zengin küresel elitin ve ailelerin güvenliğinin korunması esastır.

 

Dünyadaki anti-demokratik durum ve küresel elitlerin hakimiyeti aslında bir ölçüde İngiliz Derin Devletinin bir elmanı olan Georga Orwell tarafından (Mason ve MI6 elemanı) ve daha önceleri Franz Kafka tarafından dile getirilmiştir. Orwell’ın 1984 isimli romanı hem totaliter komünist rejimlerde, hem de demokrasiyle yönetildiğini iddia eden veya sanan Batı ülkelerinde gerçekleşmek üzeredir. İnformasyon teknolojisi, moleküler biyoloji ve nanoteknolojinin gelişmesiyle ve küresel elit tarafından kullanılmasıyla yeni bir Firavunlar dönemine girilmektedir.

 

Bir ULUS olunabilmesi için, ulusalcı bir Derin Devlet olması şarttır, çünkü devletlerin güvenliği ile ilgili her şey halka veya basına açıklanamaz. Bazı bilgilerin ve aksiyomların, ilkelerin gizli işlenmesi gereklidir. Ayrıca devlet işlerinde  tecrübeli ve yetişmesi çok güç bazı elemanların sistemin içinde yerlerini ve bürokrasideki saflarını almaları şarttır, özellikle bir hukuk devleti için bu çok gereklidir. Bunun içinde vatansever ve çok namuslu, kendileri için çalışmayan sadece o ulusun geleceğini düşünen kişilerin oluşturmuş olduğu yapılar gereklidir. Bu bürokratik, bilimsel sistem ise kendi yüzlerini sadece televizyonlarda göstermiş olan ve halkın basit parametrelerle seçmiş olduğu temsilcilerle sağlanamaz. Örneğin halk Yüksek Askeri Şura’daki 15 Orgeneralin adını dahi bilmez, yüzünü bir kez görmemiştir, ama ülkenin savunma kaderini oluşturacak olan kararlar bu Orgeneraller tarafından verilmektedir. Fakat kapitalist ülkelerin büyük kısmında Derin Devletler sadece kapitalist zenginler mal varlığını ve oluşturdukları sistemi korumak için kurulmuştur. Yani bir ulus bilincinden ziyade geri planda olan çok zengin iş adamlarının finansının ve uluslararası çıkarlarının korunmasıdır. Ancak 18., 19. yüzyıl ve 20. yüzyıl başında doğan ULUS bilincindeki devletlerde ulusçuluk ilkesi vardır ve bu çok tehlikeli bir ilkedir. Çünkü kapitalist tek kutuplu hakimiyetin yerini ulus için çalışan ve ulus bilincindeki  yapının alma olasılığı vardır. Türkiye Cumhuriyeti pek çok ulusa önder olmuş böyle bir yapıya sahiptir, bu nedenle Amerika ve Avrupa Birliği ülkemizdeki bazı yapıların sürekli yok edilmesini savunmaktadırlar, çünkü Türkiye, Batı emperyalizmin ve vahşi kapitalizmin önünde bir engel teşkil etmektedir. Küresel elit bugün dünyada Ulus-Devlet değil yönetebileceği 2000-3000 civarında küçük etnik ilkelere göre kurulmuş kanton devlet istemektedir, bu küçük ülkelerde ulus bilinci ve direnci olmayacağı için emperyalizmin önünde daya iyi bir yem olacaklardır.

 

Gerek Fransa’da ve Almanya’da olduğu gibi bir ULUS bilinciyle kurulmuş olsun, gerekse Amerika ve İngiltere’de olduğu gibi emperyalist ve kapitalist idealleri gerçekleştirmek amacıyla kurulmuş olsun bir Derin Devlet yapısı mevcuttur. Bu Derin Devletler, Batı ülkelerinde temelde ya Şirket-Devlet yada Hanedan-Devlet yapısına hizmet ederler veya varolan ulusun gizli bir biçimde korunması, uluslararası platformda çıkarlarının korunması konusunda hizmet verirler. O nedenle o ulusun çıkarlarını veya şirket-devletin çıkarlarını korumak için kendi ülkelerinde belli bir ideoloji doğrultusunda sistematik olarak çalışırlarken, bir yandan da uluslararası platformda ve başka ülkelerde yaptıkları operasyonlar veya müdahalelerle o Derin Devlete bağlı ülkenin veya o ülkedeki kendi şirketlerinin çıkarlarını korurlar.

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

YAZAR HAKKINDA

Türkiyeİstihbarat Takip İçin
TÜRKİYE İSTİHBARAT TAKİP